26 Ocak 2018 Cuma

Bağ Projesi

Sömestr tatilinde ekran karşısına geçtiğim bu akşamda güzel bir birliktelik ve sonucunda mutlu onlarca çocuktan bahsedeyim sizlere

Gerçekten iyi kalpli gençlerin oluşturduğu çoğunun arkadaş hatta dost olduğu bir ekiple Suriyeli mülteci çocukların birleştiği bir çalışma bu: “Bağ Projesi”


Adını çok garip bir şekilde üçüncü senesinde edinmiş (:
Adaş sağ olsun kıvrak zekâsıyla tartışmaları: “Bağ olsun” diyerek soluklandırmış.

Bazı şartlardan ötürü dernekleşen ama bürokraside kaybolmak istemeyen bu genç ve Allah rızasını gözeten ekip uzun zamandır çalışmalarına devam ediyor. Bense bir dönemdir dâhilindeyim.


Süreklilik en önemli gönüllük esaslarından biri çünkü çocuklara abilik/ablalık yaparken eğiticilik bağı kuruluyor, rol modelleri olunuyor ve adaptasyonlarına katı sağlanıyor.


Alibeyköy’ün gecekondu mahallelerinin yaşayan 60-70 Suriyeli mülteci çocukla bir o kadar gönüllü eğitim dönemleri içindeki her cumartesi birlikte zaman geçiriyor.
Bu sene İTİCÜ Haliç Kampüsü’nde proje gerçekleştiriliyor.




Geçirilen bu zaman özveriyle hazırlanmış bir programa sahip.
Her ne kadar eğitmenlik konusunda amatör olan çoğunluğunu üniversite öğrencileri ve yeni mezunların oluşturduğu gönüllüler tarafından hazırlansa da tam bir profesyonel işi. Her hafta eğitimlerden bir gün önce o haftanın programı genelde 11 sayfalık bir PDF halinde gönüllülere iletiliyor ve gönüllüler ne yapacaklarına ev ödevi gibi çalışıyor (:




Program, farklı seviyedeki çocuklar için tatlış renklerle ifade edilen altı farklı seviyeye/sınıfa ayrıldığından uygun içeriklerle zenginleştiriliyor.
Sınıfların adları: Turuncu, Sarı, Yeşil, Mor, Mavi, Kırmızı renklerinde (:

İki ana bölümden oluşan çalışmalar öğleden önce ders çalışma öğleden sonra ise eğlenerek öğrenmeye dayalı.
İki bölümünde ikişer ders periyodu var.
Öğleden önce; Türkçe ve Matematik dersleri, öğleden sonraysa; “Atölye” diye adlandırılan çalışmalardan ikisi gerçekleştiriliyor.
Atölye adları ise şu şekilde: Pusula, Zekâ, El Becerileri, Dil Becerileri, Drama, Sanat



Çocuklara süt ya da meyve suyu ile birlikte sabahları kek ya da poğaça öğlenleri ise ekmek arası ikramımız mevcut (:

Mahallelerinden servislerle projeye getirdiğimiz çocuklarımıza eğlenceli vakit sunduğumuzu, hafta içi proje kaptanlarımıza taciz seviyelerine varan “Cumartesi olsa da gelsek” modundaki şirin mesajları atıklarını gördükçe daha da anlıyor, gönüllüler olarak mutlulukla doluyoruz (:
Projede gönüllülerde görevlerine göre: Kaptan, Tayfa ve Miço adlarına sahipler



Çocuklarla yapılan çalışmalar cumartesi günü düzenlenen eğitimle sınırlıda değil; Türk okuluna kayıtlı 20-25 çocuğa servis ve yemek gibi konularda destek sağlanılıyor, velilik yapılıyor, giyimden psikolojik sıkıntılarına kadar elden geldikçe destek olunuluyor, birlikte vakit geçiriliyor…




Özet olarak iyi ki varlar, iyi ki seni tanıdım ve vasıtanla burada vakit geçiriyorum adaş (:




Not: Projenin fotoğraf çekim ve paylaşımı ile ilgili kural yayına birazcık balta vuruyor, o yüzden fotoğrafları dernek sitemizden linkle paylaşabiliyorum sizlerle, yoksa ne fotolar videolar var...
Kusura bakmayın bir zahmet (:

Selametle...

---


"Allah için size sığınan kimseye sığınak olun. Allah için isteyen kimseye verin. Sizi davet edene icabet edin, size bir iyilik yapana karşılığını verin. Eğer onun karşılığını verecek bir şey bulamazsanız, karşılıkta bulunduğunuzu kanaat getirinceye kadar ona dua edin." (Ebu Dâvud, Zekat, 38)

6 Eylül 2017 Çarşamba

Ne Yiyoruz?

Türkiye için henüz bahsedeceğim belgeseldeki seviyeye gelmediğini düşünsem bile önlem almamız gereken bir konu var: Beslenme

Evvela belirteyim, 3-4 senedir -tvlerin gece programlarında da sıkça karşılaştıktan sonra- asitli hiç bir içeceği içmeyip büyük firmalardan fast food yemiyorum
Üniversite kafeteryaları gibi yerlerde bazen mecbur kalıyorsunuz birde Bağlarbaşı'ndaki ilk ve en güzel Patso Burger de de yiyorum (:

---

Uzun zamandır izlemem tavsiye edilen bir belgesel vardı: "What The Health"

2017 yapımı, IMDB puanı 8.7 olan bir buçuk saatlik belgesel/film

Şuraya fragmanı iliştirelim, buyurunuz:



Şaşkınlık içinde izledim

Türkiye için bu seviyeye gelmediğini düşündüğüm ya da düşünmek istediğim bir gıda/ilaç sektörü çatışmasının ABD deki yansımasını tüm açıklığıyla anlatmış

Ülkece "Şanslıyız" dedim fakat bu şans pek uzum sürmeyebilir

---

Belgeselde küresel sermayenin, insanları yönlendirmede hükümeti, hükümet politikalarını ve hatta bizlerin sağlığı için çalıştığını düşündüğümüz kuruluşları/vakıfları nasıl fonladığını gözler önüne sermiş - aşırı resmi oldu (: -

İlaç sektörünün tekele nasıl dâhil olduğunu anlatmış

Doğru bilinen yanlışlardan bahsetmiş

Ama bir bakış açısı katmak gerekirse ATEİST yaklaşımları barındıran doktor konuşmalarının içerdiği gerçeğini dikkate almak gerekiyor

Devamı için buyurun:

Alt Yazılı Film Linki

Bizlerdeki yemek kültürü -henüz- tam anlamıyla ambalajlanmış farklı bir tabirle işlenmiş et üzerine kurgulanmadı çok şükür

Fakat bu sektördeki sıkıntıların bizi de etkilenmesi fast food zincirlerinden dolayı kaçınılmaz

Tavuk ve yumurtada maalesef bizlerde ABD ile aynı seviyedeyizdir düşüncesindeyim

Süt ürünlerinde ise "Köyümüzden gelen peynir" olayını kaybetmeyenler şanslı kesimde




Belgeseli izledikten sonra küresel bir pazar haline gelen gıda sektörünü daha iyi anladım

İlaç firmaları, fast food zincirleri, işlenmiş et üreticilerinin durumunun ülkemizde bu hale gelmediğini umarak önlem alınmasını acilen istememiz gerekli

Tabiki sadece ot ile vegan bir hayat sürmeyi değil, doğal dışı üretimle hazırlanan gıdalardan yememe bilinci için çalışmalıyız

---

Dinimizin öğretileri ile efendimizin hadislerinden yola çıkarakta beslenme kültürünün ne denli önemli olduğunu unutmamalıyız

Selametle...

---

"Ey îmân edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin! Eğer sâdece Allâh'a kulluk ediyorsanız, O'na şükredin!" (Bakara Suresi 2/172)


31 Ağustos 2017 Perşembe

Akran/Arkadaş Hayatları Ve...

Hızlı bir giriş yapmıştım
Bir o kadar da hızlı ara verdim blog yazılarına
Geri dönüşü ise ucu açık bir başlık altındaki bu yazımla yapıyorum

---

Pek açıklayıcı olmasa bile en iyi ifade bu başlıktı
Yazıyıysa uzatmayı düşünmüyorum
Sade
Hatırlatıcı

---

Arkadaşlar
Akranlar

Birlikte olduğun insanların mutlu anlarına şahitlik ediyoruz, hüzünlü anlarına da.

Evlenenler, çocuk sahibi olanlar
Hastalananlar, ailesinden hastalık geçirenler
Ailesinden birilerini kaybedenler

Hayatın bir parçası olarak hep varlar ve olmaya devam edeceklerde bu olaylar

Ama biri var ki...

O biri çok farklı etkiledi

Arkadaşınızın vefat etmesi.

---

İnşallah şehit mertebesine erişecek Burak

3 ay içerisinde tedavisi henüz bulunamayan bir hastalıkla vefat etti

Kimseyi kırmayan, herkesin sevdiği biriydi

Orijinal fikirleri vardı Burak'ın, planları vardı çevresiyle

Ben eski tanıdıktım son bir senedir ise arkadaş

Ama etkilemişti beni de

Aslında anasının dediği "Beni bir gün bile üzmedi" sözü,
Babasının dirayeti,
Arkadaşlarının cenazedeki halleri,
Hatta hastane odasındaki hallerimiz...

Hepsi Burak'ı çok iyi anlatıyordu

---

10 gün oldu

Bir pazartesi standartlaşan toplantılarımızın ardından hastanede ziyarete gitmeyi planlamıştık
Nasip olmadı

Ama şu bir gerçek ki:

"Ölüm en çok ona yakıştı."

İyi yaşadı, sınavı erken ve güzel tamamladı

Bizlere bir şeyler hatırlatır umarım




Doğduğum günün miladi takvime göre seneyi devriyesinde başlayıp ertesinde bitirdiğim bu yazıda bir de duam olsun: "Rabbim hepimize güzel yaşamlar nasip etsin."

Selametle...

---

"Bir saniyesine bile hakim olamadığımız hükmedemediğimiz bir hayat için, bir dünya için bu kadar fırıldak olmanın anlamı yok. Düz yaşayacağız, dik duracağız, doğru gideceğiz..."

28 Temmuz 2017 Cuma

İş Kazası Yaşayan Üniversite Stajyeri

Ne uzun bir başlık oldu

Ama en net açıklama bu olsa gerek

Üniversitede öğrencisin, zorunlu staj gereği fabrikadasın, işçi gibi çalıştırılarak ücretsiz(!) iş gücüyken herkesin başına gelebilecek iş kazası senin yani toy stajyerin başına geliyor


Pek olan bir şey değil bu, en azından başına gelen tanıdığım şükürler olsun ki yok

Benimki de gerçekten ucuz atlatılmış bir durum -verilmiş sadakamız varmış-

Ama geliyorum diyen bir kazaydı...


Çalıştığım fabrika gerçekten büyük; 1700 çalışana sahip, 3 vardiya 7 gün 24 saat aktif bir yer
İş güvenliği uzmanları olan, işe başlarken formaliteden de olsa gün boyu eğitim verilen, iş elbisesi, demir uçlu bot, gözlük, kulaklık temin edilen bir firma
Her yerde uyarı işaretleri gördüğünüz çalışma alanlarına sahip
Çoğu yere göre iyi anlayacağınız

Ama benim kaza geçirdiğim yani düşüp burna 3 dikiş, ön dişte ufak çatlak, kan ve morluklarla -hamd olsun- yer tam bir fiyaskoydu
Belliydi, kaza benim gözlemlediğim kadarıyla iki gündür geliyorum diyordu
Benden önce düşenler olmuştu anlayacağınız ve bu düşenler bir şey taşımıyordu bile...

Bize yani stajyerlere -bu arada ekliyeyim 2. stajımdı yani yönetim/organizasyon stajım(!)- normal işçilere verilen görevleri veriyorlar hatta ne kadar pis iş-her gün kıyafet yıkatmak zorunda olduğun-
 var yaptırıyorlardı bu kadar kurumsal bir firma olmalarına rağmen

O günde iki stajyer(!) bir transpaletle düştüğüm rampadan ağır metalleri çıkarmaya çalışıyorduk

Sabahtan beri düşenlerin olduğu o "metal saçtan yapılmış" rampayı forkliftler bile çıkamıyor, karton koyup az kaymasını sağlıyor, 1 metrelik yeri 5 dk uğraşla çıkarta biliyorduk


Olan oldu biten bitti mi?

Beni apar topar hastaneye götürüp sürekli arayan müdürüm -sağ olsun(!)- oraya hemen beton attırmış hemde tırtıklı beton

Aynı okul ve bölümden olan arkadaşımında dediği gibi: "Havacılıkta kurallar kan ile yazılır, .... de de öyleymiş."


Geçen günse iş güvenliği uzmanı çağırdı

Kıytırıktan test doldurttu, iş başı testiymiş!

Unutmadan fabrikanın bir yerleri tutuştu -affedersiniz ama en iyi bu söz durumu anlatabilir-

Velhasılı

Olay geçeli 10 gün oldu, bu gün dikişlerim alındı

Morluklar geçmeye yüz tuttu

İnşallah her aynaya baktığımda, her bana bakıldığında aklıma getirecek dikiş/yara izim kalmaz diyorum



Ve size ufaktan -inşallah ihtiyaç duymazsınız- prosedürden bahsedeyim diyorum:


  • Hastanede size soruyorlar, iş kazası mı diye ve öyle olduğunu söylemezseniz bir kağıt imzalatıyorlar -en azından benim gittiğim hastane öyleydi, ben müdürümü aradıktan sonra -ne kadar iyi niyetliyim- iş kazası dediğimden imzalamadım-



  • Güvenlik görevlisi gelip şikayetçi olup olmayacağını soruyor -ben olmadım; patronu tanıyan arkadaşımın torpiliyle girdiğim için, esnaf çocuğu olduğum için, ne bileyim ya aslında olurum ama işte-



  • Tedaviden sonra şirketteki işlemler başlıyor, kazanın 3 gün içerisinde SGK ya bildirilmesi gerekliymiş ve bizim sigortalarımız üniversite tarafından yapıldığı için firma üniversiteye üniversitede SGK ya bildiriyormuş



  • Yukarıdaki maddeyi açarsak iş kazası tutanağını firmada yazıyor imzalıyorsun onlarda üniversiteye iletiyor ve orası da SGK nın sistemine online olarak giriş yapıyor


Prosedür bu, ama hala şikayet hakkınız var eğer etmediyseniz
Kişiliğime aykırı bu tarz durumlardan menfaat elde etmek
Fabrikadaki işçilerse şikayet etse ne paralar alır muhabbetine girişmiş, o tarihe geçen -en azından fabrika için- sözü söyleyen arkadaşım bahsetmişti

Dikkat edin, staj yerinizi iyi seçmeniz yetmiyor, stajyerlere neler yaptırıldığını da öğrenmeye çalışmanızı tavsiye ederim

Selametle...

23 Temmuz 2017 Pazar

"Yoldaki Mühendis"

İtiraf etmeliyim ki pek kitap okumuyorum

Bu durumu kendime: "Çabucak sıkılan kişiliğe sahibim" diye yutturmaya çalışsam da öyle olmadığı aşikar
-aslında çok okuyan biriyim; makaleleri, köşe yazılarını hep ilgiyle okurum hatta kitaplarında (maalesef) hep ilk 50 sayfasını okurum-

Şimdi ise buraya - 6 ay kadar önce okuduğum- Filistinli Kassam Komutanı Abdullah Galip Bergusi'nin otobiyografisi olan "Yoldaki Mühendis" kitabını yazıyorum -asla tahmin etmezdim-.



Yaşamak için bir hedef belirlemek...
Aslında ilk adım bu olmalı
Bu aslında benim düsturum

Bu kitapta, Bergusi hedefini kararlı bir şekilde belirlediğini ve bunun için nasıl yaşadığını anlatmış -tabi bana göre-

Hedefinin öncesinde ise zorluklar ve borçlar içerisindeyken -belkide kendi için hicret sayılan Güney Kore yolculuğuyla- kendisini geliştirmiş
Her zaman uyanık olmuş, bilgisine ve yeteneklerine üstünlük katmış

"Gölgelerin Efendisi" olmuş ve Filistin halkının Mescid-i Aksa mücahitlerinden olan Kassam Ordusunu da bu şekilde eğitmiş

Ticarette başarı sağlamış, halkının refahına destek olmuş, iyi bir eş ve baba olmaya çalışmış, annesinin hayır duasını almış

Buraya genel olarak etkileyici geleceğine inandığım farklı bir kitap tanıtımında da kullanılmış bir kesit paylaşmak istiyorum:

"...annemle telefonda konuşurken siyonistler benim o araçta olduğumu zannedip aracı bombaladılar. Araç hurdaya dönerken ben annemle konuşmaya devam ediyor bir yandan da önümdeki meyve tabağından elma yiyordum (...) sinyal bozucu sistem ile, İsrailli casuslardan birine ait olan bir inşaata olduğumu zannedip İsrail askerleri eğitilmiş köpekler ile operasyon düzenlediler (...) köpeklerin üzerindeki kameralardan olup biteni de önümdeki televizyon görüyordum (...) bu sırada elmalar bitmiş portakallara geçmiştim! "

-kitabı okudukça teknolojideki maharetine hayran kalacaksınız-



Aslında hedefine uygun bir yaşam tercih etmiş Bergusi

Yabancı dillere hakimiyeti, teknolojideki başarısı ve ailesi...
Öyle ki annesine bahsettiği hayat arkadaşı profili
"Koruyucu Meleğim" dediği kızı -Tala-...

---

Halkın durumunu, yaşantısını
Yönetimdekilerin şerefsizliklerini
Siyonistlerin tutumlarını
Verilen mücadeleyi

Her şeyi anlatmaya çalışmış kendi yaşantısıyla Gölgelerin Efendisi

Örnek aldığı şahsiyetler ve kendisininde nasıl örnek alındığını
Hapishanede yapılan oyunları, işkenceleri
Yargılama sürecini

---

Bilemiyorum, yazmakta yeni biri ilk kez bir kitap tanıtımı yapıyorsa bu kadar kötü olur muydu
Olmazdı muhtemelen
Ama farz edelim altını çamurla kaplayıp önünüze koydum ve size sadece "bu kitap bir altın!" diyorum

Mescid-i Aksa
Derdimizse şayet
Mücadelede bizzat bulunan ve şuanda dahi "Eğer direnişe silahla destek olamazsam; kalemim ve mürekkebim direniş ve mukavemet yolunda silahımdır." diyen Bergusi kesinlikle tanınmalı, tanıtılmalı ve en önemlisi örnek alınmalı...

Cuma Namazı'nın kılınmasına bile siyonistler tarafından izin verilmediği şu günlerde
Karar sizin.


Selametle...

---

"Kudüs bizim ilk kıblemiz ve sürekli cihadımızdır."